İçeriğe geç
Ayvalık · BalıkesirEnglish(0266) 312 43 47mertbayur@balikesir.av.tr
← Tüm makalelerCeza ve İnfaz Hukuku

İkinci el araçta kilometre düşürme: "Alıcı sorgulayabilirdi" gerekçesi dolandırıcılık şüphesini ortadan kaldırır mı?

13 Ekim 2026, Salı · Av. Mert Bayur · 6 dk okuma

DolandırıcılıkCeza Muhakemesiİkinci El AraçYargıtayTüketici Hukuku

İkinci el araç alım satımında en sık karşılaşılan uyuşmazlıklardan biri, aracın gerçek kilometresinin satış sırasında beyan edilenden çok daha yüksek olduğunun sonradan anlaşılmasıdır. Bu durumda alıcının önünde hem ceza hem de hukuk yolları bulunmaktadır. Uygulamada ise bazı soruşturmalarda "alıcı kilometre kaydını kendisi sorgulayabilirdi, bu nedenle eylem basit yalan düzeyinde kalmıştır" gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği görülmektedir. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin yakın tarihte yayımlanan kararı, bu gerekçenin tek başına yeterli olmadığını ve soruşturmanın hangi delillerle derinleştirilmesi gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.

Kararın konusu olan olay

Olayda alıcı adına vekili, 29.09.2023 tarihinde noterde düzenlenen satış sözleşmesiyle bir ticaret şirketinden otomobil satın almıştır. Sözleşmede aracın 65.343 kilometrede olduğu belirtilmiştir. Alıcı daha sonra yaptığı araştırmada, aracın satıştan yaklaşık altı ay önce, 05.04.2023 tarihinde 251.302 kilometrede göründüğünü tespit etmiş ve dolandırıcılık iddiasıyla şikâyette bulunmuştur.

Cumhuriyet başsavcılığı; aracın şasi ve motor numarasında değişiklik bulunmadığını, tramer ve kilometre kayıtlarına satıcının rızası aranmaksızın basit bir sistem sorgusuyla ulaşılabildiğini, bu nedenle alıcının denetim imkânının ortadan kaldırılmadığını kabul etmiştir. Buna göre eylemin "basit yalan" düzeyinde kaldığı, hile sayılamayacağı ve uyuşmazlığın ayıplı mal teslimine ilişkin bir hukuk uyuşmazlığı olduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Bu karara yapılan itiraz da sulh ceza hâkimliğince reddedilmiş ve karar kesinleşmiştir.

Yargıtay'ın değerlendirmesi

Adalet Bakanlığının istemi üzerine dosya, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m.309 uyarınca kanun yararına bozma yoluyla Yargıtay'a taşınmıştır. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 22.06.2026 tarihli ve 2026/818 E., 2026/6815 K. sayılı kararıyla itirazın reddine ilişkin sulh ceza hâkimliği kararını oy birliğiyle kanun yararına bozmuştur.

Daire, Cumhuriyet savcısının CMK m.160 uyarınca suç izlenimi veren bir hâli öğrenir öğrenmez işin gerçeğini araştırmakla yükümlü olduğunu hatırlatmıştır. Eksik soruşturma hâlinde itirazı inceleyen sulh ceza hâkimliğinin itirazı reddetmek yerine CMK m.173/3 uyarınca soruşturmanın genişletilmesini istemesi gerektiğini belirtmiştir. Somut olayda yapılması gereken işlemler kararda tek tek sayılmıştır:

  • Suç tarihinde satıcı şirketin yetkilisinin ticaret sicil kayıtlarından belirlenmesi,
  • Aracın ilgili dönemdeki tüm tescil ve satış bilgilerinin ve muayene belgelerinin getirtilmesi,
  • Şikâyetçinin, tanığın ve satış günü aracı inceleyen eksperin dinlenmesi,
  • Aracın suç tarihindeki piyasa değerinin belirlenmesi,
  • Kilometre düşürmenin nasıl gerçekleştiğinin ve basit bir kontrolle anlaşılıp anlaşılamayacağının teknik bilirkişi raporuyla tespit edilmesi,
  • Şüpheli hakkında benzer eylemler nedeniyle açılmış davaların dosyalarının incelenmesi.

"Basit yalan" ile "hileli davranış" ayrımı

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) m.157'ye göre dolandırıcılık, hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp onun veya başkasının zararına olarak kendisine veya başkasına yarar sağlamaktır. Suçun cezası bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıdır. Yargı kararlarında, karşı tarafın kolayca denetleyebileceği basit bir yalanın kural olarak hile sayılmadığı kabul edilmektedir. Bu nedenle kilometre düşürme dosyalarında asıl tartışma, alıcının gerçeği olağan bir kontrolle öğrenip öğrenemeyeceğidir.

Yargıtay'ın bu kararında ve atıf yaptığı önceki kararlarında öne çıkan yaklaşım, bu sorunun soyut bir varsayımla cevaplanamayacağıdır. Kayıtların sorgulanabilir olması, tek başına hilenin bulunmadığı sonucunu doğurmaz. Gösterge üzerinde yapılan müdahalenin niteliği, ekspertiz incelemesinde dahi fark edilip edilmediği ve satıcının aracın bakım geçmişine ilişkin beyanları birlikte değerlendirilmelidir. Bu değerlendirme de ancak toplanmış delillere ve teknik bilirkişi görüşüne dayanılarak yapılabilir.

Aynı Dairenin 18.09.2025 tarihli ve 2022/986 E., 2025/11834 K. sayılı kararında da benzer bir tutum görülmektedir. Bu kararda, muayene kayıtlarına göre kilometresi düşürüldüğü anlaşılan aracı satan sanığın beraatine ilişkin istinaf kararı bozulmuştur. Gerekçe olarak sanığın göstergeye ilişkin çelişkili savunmaları ve kilometre değişikliğini alıcıya bildirmemesi gösterilmiştir. Temyiz dilekçesinde, alıcının kilometre bilgisini öğrenmek için ayrıca sorgulama yapma zorunluluğu bulunmadığı ileri sürülmüştür.

Satıcının tacir olması ve uzlaştırma

Dolandırıcılığın tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerce ticari faaliyet sırasında işlenmesi, TCK m.158/1-h uyarınca nitelikli hâl oluşturmaktadır. Bu hâlde öngörülen ceza üç yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıdır. Galeri veya şirket üzerinden yapılan satışlarda iddianın bu nitelikli hâl kapsamında değerlendirilmesi mümkündür. Nitekim incelenen kararda suç, "tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı" olarak nitelendirilmiştir.

Bu ayrımın usule ilişkin önemli bir sonucu vardır. CMK m.253/1-b uyarınca uzlaştırma kapsamındaki suçlar arasında yalnızca TCK m.157'deki basit dolandırıcılık sayılmıştır. Nitelikli dolandırıcılık uzlaştırma kapsamında değildir. Ayrıca TCK m.168 uyarınca, zararın kovuşturma başlamadan önce aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi hâlinde cezanın üçte ikisine kadarı; kovuşturma başladıktan sonra ve hüküm verilmeden önce giderilmesi hâlinde yarısına kadarı indirilmektedir.

Alıcının izleyebileceği yollar

Ceza yolu ile hukuk yolu birbirinin alternatifi değildir; koşulları varsa birlikte işletilebilir. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar suçtan zarar görene tebliğ edilir. CMK m.173/1'in yürürlükteki metnine göre bu karara tebliğden itibaren iki hafta içinde, kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edilebilir. İtiraz dilekçesinde kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olayların ve delillerin gösterilmesi gerekir. İtiraz da reddedilip karar kesinleşirse, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen kararlar için kanun yararına bozma yoluna gidilmesi Adalet Bakanlığından talep edilebilir. Ancak bu olağanüstü yol, Bakanlığın takdirine bağlıdır.

Hukuki bakımdan, satıcının aldatması sonucu sözleşme yapan alıcı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m.36 uyarınca sözleşmeyle bağlı değildir. Ancak aldatmayı öğrendiği andan başlayarak bir yıl içinde sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirmez veya verdiğini geri istemezse sözleşmeyi onamış sayılır (TBK m.39). Bu durumda dahi tazminat hakkı saklıdır. Satıcı galeri ya da şirket olup alıcı tüketici ise 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.11'deki seçimlik haklar gündeme gelir: sözleşmeden dönme, bedelden indirim, ücretsiz onarım veya ayıpsız misli ile değiştirme. Bu haklardan biriyle birlikte tazminat da istenebilir. Ayıplı maldan sorumluluk kural olarak teslimden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Ancak aynı Kanunun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrasına göre ayıp ağır kusur ya da hile ile gizlenmişse zamanaşımı hükümleri uygulanmaz.

Uygulamada dikkat edilmesi gerekenler

Kilometre düşürme şüphesi bulunan durumlarda delillerin erken toplanması, hem ceza soruşturmasının hem de açılabilecek hukuk davasının sonucunu doğrudan etkilemektedir. Bu kapsamda aşağıdaki hususlar önem taşımaktadır:

  • Noter satış sözleşmesi, ilan görüntüleri, yazışmalar ve ödeme belgeleri saklanmalıdır.
  • Satış öncesinde ekspertiz yaptırılmışsa rapor korunmalı, eksperin adı ve iletişim bilgileri not edilmelidir.
  • Muayene, servis ve hasar kayıtları ile önceki satış bilgileri gibi aracın kilometre geçmişini gösteren kayıtlar resmî kaynaklardan temin edilmelidir.
  • Şikâyet dilekçesinde, beyan edilen ve gerçek kilometre arasındaki fark tarih ve kaynak göstererek açıklanmalıdır. Satıcının aracın bakım geçmişine ilişkin sözlü veya yazılı beyanları da belirtilmelidir.
  • Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar tebliğ edildiğinde iki haftalık itiraz süresi kaçırılmamalıdır. İtirazda, savcılıkça toplanmayan deliller ve yapılması gereken işlemler somut olarak gösterilmelidir.
  • Hukuki taleplerde TBK m.39'daki bir yıllık süre ve tüketici işlemlerinde 6502 sayılı Kanundaki süreler ayrıca değerlendirilmelidir.

Sonuç

Yargıtay 11. Ceza Dairesinin kararı, kilometresi düşürülmüş araç satışlarında "alıcı kayıtları sorgulayabilirdi" gerekçesinin tek başına kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi için yeterli olmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Hilenin basit bir kontrolle anlaşılıp anlaşılamayacağı, ancak toplanmış delillere ve teknik bilirkişi incelemesine dayanılarak belirlenebilecek bir husustur. Bu nedenle mağdur alıcıların ceza ve hukuk yollarını birlikte değerlendirmesi, delilleri erken dönemde güvence altına alması ve sürelere dikkat etmesi büyük önem taşımaktadır.

Av. Mert BayurAvukat · Sağıroğlu Bayur Hukuk Bürosu

Bu makale genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki görüş niteliğinde değildir. Somut uyuşmazlıklar, kendi koşulları içinde ayrıca değerlendirilmelidir.

PaylaşWhatsAppLinkedInE-posta
WhatsApp